İçeriğe geç
  • Dolar 49,1806 ▲ %0,07
  • Euro 55,1954 • %0,00
  • Sterlin 65,0317 ▲ %0,11
  • Gram Altın 6.530,02 ▼ %0,18
  • Çeyrek Altın 10.740,95 • %0,00
  • Gümüş 96,11 ▼ %0,44
  • Bitcoin 4.205.726 ▼ %1,09
  • BIST 100 12.443,92 ▲ %1,42

Dünya

Neoliberalizm, aşırı sağ ve solun arayışları: Üç kesitten dünya

Küresel borç krizinden liseli isyanına, Brezilya'da seçiminden Türkiye'ye uzanan üç başlık, emekçi ve gençlerin artan hoşnutsuzluğuna işaret ediyor. Neoliberal kemer sıkma politikaları, yükselen aşırı sağ ve solun arayışları farklı coğrafyalarda yeni bir mücadele hattı yaratıyor.

İç gündemimiz bunca yoğun olunca bazen dış dünyadaki gelişmeleri yeterince izleyemiyoruz. İsterseniz bugün, "tebdil-i coğrafyada ferahlık vardır" diyerek üç farklı ama birbiriyle ilintili konuya odaklanalım. Küresel borç sorununu ve tahvil faizlerindeki yükselişi, Fransa'daki liseli ayaklanmasını ve Brezilya başkanlık seçimlerini birlikte ele alalım. Kısaca da olsa, her bir konunun Türkiye ile bağını kumaya çalışalım.

∗∗∗

BORÇ FAİZLERİNİN KESKİN YÜKSELİŞİ

Küresel bankacılık çevrelerinin araştırma kuruluşu Uluslararası Finans Enstitüsü'ne (IIF) göre küresel borçlar 365 trilyon dolar düzeyine ulaştı. IIF bu borçlar içinde, özel sektör ve gelişmekte olan ülkelerden öte, gelişmiş ülkelerin kamu borç düzeyinin tehlike oluşturduğuna işaret ediyor. Kurum bunu ekonomik büyüme temposunu düşürmemek için devasa bütçe açıkları verilmesine bağlıyor. Sınıfsal konumu gereği, konunun zenginlerden vergi almamaktan, Trump Amerika'sındaki gibi şirket vergi oranlarını düşürmekten kaynaklanan boyutuna değinmiyor. 

Son dönemde yapay zeka (YZ) sektörünün devasa borçlanmaları da hem borçlanma miktarını artırıyor hem de kamunun daha maliyetli bir biçimde ödünç alabilmesine neden olarak, devlet tahvili faiz oranlarını yükseltiyor. Nitekim ABD 10 yıllık tahvillerinin faizi yüzde 5 psikolojik barajını geçerek yüzde 5,34'e kadar fırladı. Bu tahvil fiyatlarının düşmesi, yatırımcılarının zarara uğraması anlamına geliyor. ABD'nin kamu borcu da 40 trilyon doları aşarak GSYH'sinin yüzde 125'ine ulaşmış bulunuyor. Bu da haliyle faiz faturasının kabarmasına, bütçedeki en büyük harcama kalemi haline gelmesine neden oluyor. Türkiye'de "serbest yatırım fonları" adı verilen, borca dayalı riskli pozisyonlar üzerinden kar sağlamaya odaklı aktörlerin ABD'de yaygınlığı da endişeleri artırıyor. 

10 yıllık ABD tahvillerinin faizleri İran savaşının öncesi Şubat 2026'ına göre 140 baz puan kadar yukarıda. Türkiye'nin dış borçlarının 539 milyar dolar olduğunu düşünürseniz, bu yıllık dış borç faiz yükünün 7,5 milyar dolar ağırlaşması demek. Kamu borçlanma kağıtlarından bu çıkış Avrupa'yı, özellikle Fransa'yı da sarsıyor. Fransız tahvilleri şubattan bu yana 180 baz puan artışla yüzde 5'e dayandı. Alman tahvilleriyle faiz farkı da 150 baz puanı buldu. Faiz yükünün de artışıyla Fransa'da 2027 bütçe açığı GSYH'nin yüzde 6,5'ine çıkma eğilimi gösteriyor. Lecornu başkanlığındaki hükümet 43 milyar avroluk bir kemer sıkma programıyla bu açığın yüzde 5'e indirilmesi için kolları sıvadı. 

∗∗∗

FRANSA'DA OKULLARDA İSYAN VAR

Fransa'da liseli öğrencilerin ayaklanması işte tam bu noktada tetiklendi. Söz konusu bütçe kesintilerinin kendi beslenme yardımlarına kadar sıçrayacağını gören devlet liseleri öğrencileri, ülkenin geneline yayılan bir isyan hareketi başlattılar. Uzun süredir Fransa'da tuzu kuru kesimlerin çocuklarını gönderdiği özel okullarla kamu okulları arasındaki uçurum açılmaktaydı. Bu sayfalarda Ali Arayıcı'nın ayrıntılı bir biçimde aktardığı gibi, öğrenciler ciddi bir öğretmen ve personel eksikliği, altyapının bozulması, aşırı kalabalık sınıflar ve yoksul kesimlerin yaşadığı banliyölerde muhatap oldukları eşitsiz muameleye tepki duyuyorlar. Kesintiler yapmak bir yana, eğitime daha fazla kaynak ayrılması gibi gayet meşru bir talepte bulunuyorlar. 

Tüm dünyayı sarsan 68 Baharı'nın merkez üssü olan Fransa'da, bu büyük alt-üst oluşun verdiği ilhamla isyan dalgası üniversitelere de yayıldı. 30 üniversite kampüsünde eylemler gerçekleşirken, ücretleri dondurulan kamu çalışanları yüzde 6 ücret artışı talep ediyorlar. İşçi konfederasyonu CGT'nin yanı sıra bazı sendikalar da bu isyan dalgasına destek veriyorlar. 6 Ekim'de öğrencilerle bir dayanışma grevi planlıyorlar.

Bu eylemler iki açıdan büyük önem taşıyor. Birincisi, Fransa Cumhurbaşkanı Macron tüm dünyada katıksız neoliberal politikaların, ekonominin, sermayenin tercihlerine göre düzenlenmesinin başlıca savunucusu haline geldi. Yükselen bu itirazın sonuç vermesi, hükümetin geri adım atması,  neoliberal reçetenin küresel düzeyde darbe yemesi bağlamında sembolik bir anlama da sahip. İkincisi, başta Marine Le Pen'in faşist Ulusal Cephesi başta gelmek üzere sağ cenah bu başkaldırıyı terör eylemleri şeklinde yaftalarken; cumhurbaşkanlığının iddialı adayı Melenchon'un Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi dahil sol, blok halinde isyanı destekliyor. Zaman zaman taşkın davranışlarla kontrol dışına çıksa da bu meşru itiraz Fransa siyasetinde bir kırılma noktası oluşturabilir. 

Almanya'da da on binlerce okul öğrencisi zorunlu askerlik uygulamasına karşı bir protesto dalgası başlattı. Önümüzdeki haftalarda başka Avrupa ülkelerinde gençlerin gündelik sorunlarından kaynaklanan, Fransa ve Almanya'daki gelişmelerden esinlenen hareketlenmeler olabilir. Böyle bir dalga, özellikle emekçi kesimlerin yaşam koşullarından kaynaklanan hoşnutsuzluğunu, baskı ve sömürü mekanizmalarına değil, göçmenler ve azınlıklara yönelten aşırı sağın yükselişine son verebilir. 

Bizim okullarda da yapısal sorunlardan kaynaklanan şikayetini akran zorbalığı, fiziksel ve siber şiddet, öğretmenlere yönelik saldırılar, en son da silahlı katliamlar gibi hatalı mecralara döken bir eğilim gözleniyor. Çözümü demokratik ve kolektif mücadele zeminlerinde aramak perspektifiyle, umarız Avrupa'daki gelişmeler bizim gençlere de yol gösterici olur.

∗∗∗

BREZİLYA'DA KIYASIYA SEÇİM REKABETİ

Aşırı sağ ile solun seçimlerde karşı karşıya geldiği bir coğrafya da Latin Amerika'nın en büyük ülkesi Brezilya oldu. Cumhurbaşkanı Lula 81 yaşında ve dördüncü kez aday. Seçim yasası arka arkaya iki defayı aşmamak şartıyla, adaylığını sınırlamıyor. Bazı çekincelerimiz olsa da karşısındakinin önceki başkan faşist eğilimli Bolsonaro'nun veliahtı Flavio Bolsonaro olması, bize Lula'nın adaylığını canı gönülden desteklemekten başka çare bırakmıyor. 

Bolsonaro tamamen ABD yörüngesinde, İsrail ile müttefik, Arjantinli Milei ile kol kola bir dış politika çizgisi izleyecek. Geçmişte başı skandallarla derde girmiş Flavio, seçildiği takdirde darbeye teşebbüsten 27 yıl hüküm giymiş babasını hemen hapisten çıkarma vaadi yanında; kamu varlıklarının özelleştirilmesi, kamu yatırımlarının azaltılması ve sosyal harcamaların kısılmasını programına almış durumda. 

Lula ise, son döneminde Çin ile yakınlaşarak ticaret, teknoloji ve çevre koruması anlaşmaları imzaladı. Brezilya BRICS yapılanmasının aktif bir üyesi. Ayrıca İspanya ve Güney Afrika başbakanları Sanchez ve Ramaphosa ile küresel eşitsizliğe karşı bir inisiyatif geliştirdi, Gazze'deki soykırıma karşı tavrıyla Küresel Güney Ülkelerinin takdirini kazandı. 

İkinci tura kalan Brezilya seçimlerinde Lula destekçileri umudunu koruyor.

Lula 2002'deki ilk döneminde, o süreçte emtia fiyatlarının yüksek seyrinin de verdiği rahatlıkla, başta aile yardımı Bolsa Familia gelmek üzere, eğitim ve sağlık hizmetlerini emekçi sınıflar lehine genişletti, ülkedeki yoksulluğu azalttı. 2018 seçimlerinde düzmece ithamlarla adaylığı engellense de 2022'de tekrar ipi göğüslemeyi başardı. Bugün ekonomik büyüme yavaş seyrediyor. Mutlak açlığı önlemeye yönelik uygulamalar sonuç vermiş, yoksulluk oranlarında bir gerileme kaydedilmiş olsa da, Brezilya gelir ve servet dağılımında en eşitsiz ülkeler arasında. Lula seçmenin kalbini kazanacak net bir ekonomik başarı karnesi ortaya koyamadı. 

Son tahlilde, ırkçılığa varan aşırı sağcı bir aday karşısında Lula ülkenin hemen hemen tüm sol güçlerinin desteğini arkasına alarak seçime girdi. Ancak özellikle gençleri cezbedecek bir ufuk çizemediği için ilk turu yüzde 45,2 oyla yüzde 47'lik bir desteğe ulaşan Bolsonaro'nun gerisinde kapadı. Yüzde 2 barajını aşan peşlerindeki  üç adaydan ikisinin aşırı sağcı olması da Bolsonaro'nun 25 Ekim seçimi için şansını artırıyor. 

Lula'nın olası yenilgisi aşırı sağ açısından dünya çapında bir zafer olacak. Giderek sağa kayan Latin Amerika'da Meksika dışında kayda değer bir sol yönetim kalmayacak. Trump'ın gözdesi Bolsonaro ailesinin başarısı, ABD başkanının uzak ülkelerde seçim sonuçlarını belirleyebildiği kanaatini pekiştirecek. Böyle bu sonuç, sürekli kendisine sevgisini dile getirdiği, Erdoğan'a da moral verecek. Bu durumda bizlere de bir seçim mucizesini dilemek düşüyor. 

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…