11. Mantık, Matematik ve Felsefe Ulusal Sempozyumu'nda belirsizlik farklı disiplinlerden ele alındı
İzmir'in Selçuk ilçesindeki Selçuk Efes Kent Belleği'nde düzenlenen 11. Mantık, Matematik ve Felsefe Ulusal Sempozyumu'nun ikinci gününde akademisyenler; zaman, ölüm, politik özgürlük, şüphe, bilgi, sezgi ve belirsizlik kavramlarını farklı düşünürlerin yaklaşımları üzerinden tartıştı. Katılımcılar, Efes Selçuk'ta gerçekleştirilen organizasyonun akademik payl
11. Mantık, Matematik ve Felsefe Ulusal Sempozyumu, Selçuk Efes Kent Belleği'nde ikinci gününde farklı disiplinlerden akademisyenleri ve düşünce dünyasına ilgi duyan katılımcıları bir araya getirdi. Gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda zaman, ölüm, politik özgürlük, şüphe, bilgi, sezgi ve belirsizlik kavramları felsefenin farklı alanları üzerinden değerlendirildi.

Ökten: "Hayatın içindeyken ölümün de içindeyiz"
Sempozyumun ikinci günü, Prof. Dr. Kaan H. Ökten'in "Var Olmak Ramakta Olmaktır: Kesin Sonun Belirsizliği Üzerine" başlıklı oturumuyla başladı. Prof. Dr. Kaan H. Ökten, zaman, ölüm ve insan hayatının sınırlılığı üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Zamanın yalnızca saatle ölçülen bir süre olmadığını, insanın geleceğe doğru ilerlemesiyle anlam kazandığını belirten Ökten, ölümün sadece ölen kişiyle ilgili olmadığına, geride kalanlar açısından da büyük bir eksiklik ve yokluk anlamı taşıdığına işaret etti.
İnsan ömrünün sanıldığından çok daha kısa olduğunu anlatan Ökten, ölümün hayatın dışında ve sonradan ortaya çıkan bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Montaigne'in düşüncelerine de değinen Ökten, insanın yaşadığı her günün aynı zamanda ölüme doğru ilerlemek anlamına geldiğini belirterek, "Hayatın içindeyken ölümün de içindeyiz." düşüncesine dikkat çekti.
Ökten, "ramak" kavramından hareketle ölümün insan hayatına her zaman çok yakın olduğunu anlattı.

Telli: "Belirsizlik yeni politik olanakların zemini olabilir"
Araştırma Görevlisi Arda Telli, "Belirsizlikte Eylemek: Hannah Arendt ve Politik Özgürlük" başlıklı sunumunda belirsizlik kavramını politik felsefe ve güncel toplumsal sorunlar çerçevesinde değerlendirdi.
Hannah Arendt'in düşüncelerinden hareket eden Telli, politik sistem içerisindeki belirsizliğin aynı zamanda öngörülemezlik ve politik eylem açısından yeni bir alan oluşturabileceğine dikkat çekti.
Çoğulluk, özgürlük ve öngörülemezlik arasındaki ilişkiyi inceleyen Telli, belirsizliğin yalnızca çözülmesi gereken bir sorun olarak değil, yeni politik olanakların ortaya çıkabileceği bir zemin olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini tartışmaya açtı.

Doğanay: "Belirsizlik yeni bir hakikat arayışının başlangıcı olabilir"
Atatürk Üniversitesi Felsefe Bölümü Türk-İslam Düşünce Tarihi Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Dr. Vildan Doğanay, sunumunda Gazali'nin yaşadığı şüphe krizini ve bu krizin ortaya çıkardığı epistemik araf halini belirsizlik kavramı üzerinden ele aldı.
Gazali'nin şüphe krizinin yalnızca zihinsel değil, fiziksel sonuçlar da doğurduğunu belirten Dr. Vildan Doğanay, yaşanan sürecin Gazali'nin mesleğini bırakmasına ve uzun bir sorgulama dönemine girmesine neden olduğunu anlattı.
Gazali'nin "el-Munkız mine'd-Dalâl" adlı eserinden hareket eden Doğanay, arafı eski durumun yitirildiği ancak yeni olana henüz ulaşılamadığı bir eşik olarak tanımladı. Doğanay, belirsizliğin insanı yıkıma ve eylemsizliğe sürükleyebileceği gibi yeni bir hakikat arayışının başlangıcına da dönüşebileceğini vurguladı.

Ok: "Kesinlik bilgiyi, belirsizlik düşünmeyi mümkün kılıyor"
Banu Ok ise Henri Bergson'un sezgicilik anlayışını ve bilginin sınırlarını belirsizlik kavramı üzerinden değerlendirdi. Bergson'un "Bilim bize gerçekliğin tamamını gösterebilir mi?" sorusundan hareket eden Ok, zekânın ölçülebilen ve sınıflandırılabilen gerçeklikleri kavramada önemli bir araç olduğunu belirtti.
Sürekli değişen ve oluş halindeki gerçekliği anlamlandırmak için sezgiye de ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Ok, Bergson'un "süre" kavramına değindi. Zamanın yalnızca ölçülebilen bir akış olarak görülmemesi gerektiğini kaydeden Ok, zamanın sürekli bir oluş ve değişim içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.
Ok, "Kesinlik bilgiyi mümkün kılar, belirsizlik ise düşünmeyi mümkün kılar." diyerek kesinlik ile belirsizlik arasında kalan "araf"ın, bilginin yeniden sorgulanmaya başladığı bir alan olduğunu ifade etti.

Katılımcılardan sempozyuma teşekkür
Sempozyumun ikinci gününe katılan akademisyenler, Efes Selçuk'ta gerçekleştirilen organizasyona ilişkin değerlendirmelerini de paylaştı.
Okan Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Bahar Ok, farklı disiplinlerden akademisyenlerle buluşmanın kendileri açısından değerli olduğunu belirterek, "Efes Selçuk halkının bu tarz organizasyonlara çok ilgili olduğunu gördüm. Bu hem akademik anlamda hem de düşünme, sorgulama, eleştirme anlamında bizleri çok mutlu etti. Çok güzel bir organizasyon. Böyle bir organizasyona ev sahipliği yaptıkları için Efes Selçuk Belediyesi'ne de teşekkür ediyoruz." dedi.
Araştırma Görevlisi Dr. Vildan Doğanay da sempozyumu ilham veren ve zihin açıcı konuların ele alındığı keyifli bir buluşma olarak değerlendirdi ve organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.
İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Araştırma Görevlisi Armağan Gülhas ise Efes Selçuk'taki deneyimlerini, "Efes Selçuk'un dokusunda ve bu güzel mekânda bu sempozyumu gerçekleştirmek ve buraya katılmak, dahil olmak oldukça keyifliydi." sözleriyle anlattı.
- Mantık, Matematik ve Felsefe Ulusal Sempozyumu, farklı disiplinlerden akademisyenler ile düşünce dünyasına ilgi duyan katılımcıları Efes Selçuk'ta bir araya getirmeyi sürdürüyor.
Kaynak: Cumha