İçeriğe geç
  • Dolar 49,1612 ▲ %0,07
  • Euro 55,1282 ▼ %0,35
  • Sterlin 65,0732 ▲ %0,32
  • Gram Altın 6.568,79 ▲ %0,40
  • Çeyrek Altın 10.758,58 ▼ %0,03
  • Gümüş 97,58 ▲ %2,29
  • Bitcoin 4.235.553 ▲ %1,05
  • BIST 100 12.412,30 ▲ %1,16

Politika

CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak: "Vahap Seçer'in bir an önce serbest bırakılmasını bekliyoruz"

CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak, 5 Ekim 2026'da TBMM'de düzenlediği basın toplantısında hukuk, yönetim, ekonomi ve fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CUMHA Cumhur Haber Ajansı Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar'ın Vahap Seçer, Abdullah Özyiğit ve Ahmet Serkan Tuncer'in gözaltı süreçlerindeki son durumu sorması üzerine Öztrak, sorgulamalar


CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak, 5 Ekim 2026 tarihinde TBMM'de düzenlediği basın toplantısında yeni yasama yılından yargı uygulamalarına, belediye başkanlarının gözaltı süreçlerinden fon soruşturmasına, enflasyondan erken seçim çağrısına kadar çeşitli başlıklarda açıklamalarda bulundu.

Öztrak, 28. Dönem 5. Yasama Yılı'nın ülkeye ve millete hayırlı olmasını dileyerek TBMM'nin Cumhuriyet tarihindeki önemine dikkati çekti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Meclis için kullandığı "Büyük millî dertlerin çaresinin bulunduğu yerdir." sözünü hatırlatan Öztrak, sorunların milletin temsilcilerinin istişare ve mutabakatıyla Meclis çatısı altında çözülmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin mevcut yönetim sistemini eleştiren Öztrak, "Biz yıllardır, 'Böyle yönetemezsiniz' dedik. Bu işin sonunun 'yönetim krizine' gideceğini söyledik. Sonunda bugün, tek kişilik rejimin yönetemediği artık ayan beyan ortada." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin hukuk, yönetim ve ekonomi alanlarında birbirini tetikleyen üç kriz yaşadığını savunan Öztrak, "Tek kişilik ucube rejim, bir 'Zorbalar Rejimine' dönüştü." dedi.

"TUTUKLU YARGILAMA BİR İSTİSNA OLMALIDIR"

Yargının siyasi amaçlarla kullanıldığını öne süren Öztrak, seçilmiş yöneticiler hakkındaki soruşturmalarda ölçülülük ve orantılılık ilkelerine uyulması gerektiğini söyledi.

Öztrak, "Seçilmişler, milletin parasından harcadıkları her kuruşun hesabını vermelidir. Ancak herkes için ve bilhassa da seçilmişler için tutuklu yargılama bir istisna olmalıdır." ifadelerini kullandı.

Seçilmiş yöneticilerin kaçma veya delilleri karartma riski bulunduğunun ileri sürülmesi halinde bunun nesnel biçimde ortaya konulması gerektiğini belirten Öztrak, "Hemen gözaltı ve tutuklama yerine, adli kontrol tedbirleri uygulanmalıdır. Tutuklama kararı, 'Adli kontrolün neden yetersiz kalacağı' somut şekilde ispatlandıktan sonra mümkün olmalıdır." dedi.

Öztrak, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer'in serbest bırakılması gerektiğini belirterek, aynı yaklaşımın diğer belediye başkanları için de geçerli olduğunu söyledi.

Konuyla ilgili bilgi almak için ilgili bakandan randevu istediğini ancak alamadığını aktaran Öztrak, "Atanmışların vesayetinden şikayet ederek iş başına gelen AKP'nin saray vesayetinin yeni normali, atanmışlarının seçilmişlere cevap vermemesi mi?" diye sordu.

CUMHA'DAN ÖZTRAK'A VAHAP SEÇER VE İLÇE BELEDİYE BAŞKANLARI SORUSU

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde CUMHA Cumhur Haber Ajansı Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer'in gözaltı süreçlerini Öztrak'a sordu.

Bekar, belediye başkanlarının gözaltı sürecinin beşinci gününe girdiğini belirterek, "Son gelişmeler nedir efendim? Bu konuda takip ediyor musunuz? Bugün sabahleyin adliyeye gitmişti bildiğim kadarıyla ama son gelişmelerle bilginiz var mı?" sorusunu yöneltti.

Öztrak, dosyanın yargıda olduğunu ve sorgulamaların devam ettiğini belirterek devam eden süreç hakkında ayrıntılı değerlendirme yapmadı.

Öztrak, "Şu anda konu yargıda. Sorgulamalar devam ediyor. Dolayısıyla o konuda başka bir şey söylemem mümkün değil." dedi.

Belediye başkanlarının gözaltına alınmasına ilişkin tutumunu ise yeniden dile getiren Öztrak, "Ama bir şey söylemem mümkün. Biraz önce söyledim, bir daha söyleyeyim. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer olmak üzere belediye başkanlarımızın gözaltına alınması, tutuklanması doğru değildir, yanlıştır. Hukukta aşırıya kaçmaktır." ifadelerini kullandı.

Öztrak, CUMHA'nın sorusuna verdiği yanıtı, "Dolayısıyla Vahap Seçer'in bir an önce serbest bırakılmasını bekliyoruz." sözleriyle tamamladı.

"DİJİTAL OHAL İLAN ETTİLER"

Öztrak, fon soruşturmasına ilişkin haberler ve sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerini de eleştirdi. İfade Özgürlüğü Derneği'nin sosyal medya hesabının erişime engellendiğini belirten Öztrak, "Adeta bir 'Dijital OHAL' ilan ettiler. Neden? Fon skandalının üzerini örtmek için." dedi.

Eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı'nın fon skandalının ortaya çıkmasından birkaç hafta önce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu üyeliğine atandığını, aynı kişinin eşinin fonları tasfiye kapsamına alınan Bulls Yatırım AŞ'nin ortakları arasında bulunduğunu ileri süren Öztrak, bu durumun kamuoyunda güven sorunu oluşturduğunu savundu.

Öztrak, "Fon skandalını konuşanlara erişim engeli getiren kurumla, fon skandalında adı geçen şirket arasında da aile bağı var. Eskilerin sözüyle, kümese tilkiyi emanet etmişler. Böyle bir nepotizme kamuoyu nasıl güven duyacak?" ifadelerini kullandı.

"HUKUK KRİZİ VE YÖNETİM KRİZİ BİRLEŞİYOR"

Kamu kurumlarında liyakat ve kurumsal kapasitenin zayıfladığını ileri süren Öztrak, hukuk alanında yaşanan sorunların yönetim ve ekonomiye doğrudan yansıdığını savundu.

Öztrak, "Hukuk krizi ve yönetim krizi birleşiyor, ekonomik kriz kaçınılmaz oluyor. Devletin temelindeki adalet yok olunca, devletin hayatiyetini sağlayan kurumlar çökünce, denge, denetleme ve hesap verme rafa kalkınca ekonomiye de güven olmuyor, yatırım olmuyor, tasarruf olmuyor, istikrar olmuyor. Aş olmuyor, iş olmuyor." diye konuştu.

Ekonominin uzun süredir krizlerle karşı karşıya olduğunu savunan Öztrak, Rahip Brunson süreci, düşük faiz politikası ve sonrasında uygulanan yüksek faiz ile kontrollü kur politikasını eleştirdi.

"Bir ülkede 8 yıl boyunca ekonomik kriz olur mu? Oluyor." diyen Öztrak, bölgedeki savaşların da Türkiye ekonomisindeki kırılganlığı artırdığını öne sürdü.

FON SKANDALI İÇİN MECLİS ARAŞTIRMASI İSTEDİ

Basın toplantısının önemli bölümünü fon soruşturmasına ayıran Öztrak, yaşananların hukukun araç haline getirilmesi, kurumsal kapasitenin zayıflaması ve uzun süredir devam eden ekonomik sorunlarla bağlantılı olduğunu savundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın skandala ilişkin yaklaşımını eleştiren Öztrak, "Yüz binlerce yatırımcının ve milyonu aşkın vatandaşımızın etkilendiği bu 'Büyük Fon Soygununun' her yerinde sizin atadıklarınız, partilileriniz ve en yakınınızdakiler var." iddiasında bulundu.

Fon soruşturması kapsamında iktidar partisi yöneticileri, eski kamu görevlileri, bürokratlar ve şirket yöneticileri arasında çeşitli bağlantılar bulunduğunu öne süren Öztrak, bazı şirketlerin hisselerinin şişirilerek yüksek kazançlar sağlandığını iddia etti.

Fon Koordinasyon Kurulu'nda parti yetkililerinin bulunmasını da eleştiren Öztrak, "Siz bu kurulları vatandaşın parasını kurtarmak için mi, yoksa skandal bataklığına saplanan partinizi kurtarmak için mi kurdunuz?" diye sordu.

CHP'nin konunun tüm yönleriyle araştırılması amacıyla TBMM'de bütün partilerin katılımıyla bir araştırma komisyonu kurulmasını ilk günden önerdiğini belirten Öztrak, önergenin Meclis'e sunulduğunu kaydetti.

Öztrak, "Bu sarmaldan, partinizin vekillerini kurduğunuz kurullara taşıyarak değil, Millet Meclisinde kurulacak bir araştırma komisyonuna sorumluları taşıyarak kurtulabilirsiniz." dedi.

"TÜRKİYE'NİN FİNANSAL SUSURLUK'UDUR"

Tasfiye edilecek portföy yönetim şirketlerindeki kadrolar üzerinden siyasi ve bürokratik bağlantılar bulunduğunu ileri süren Öztrak, Borsa İstanbul ve diğer kamu kurumlarının denetim süreçlerini de eleştirdi.

Devlet Denetleme Kurulu Başkanı'nın skandal döneminde Borsa İstanbul yönetiminde bulunduğunu belirten Öztrak, BIST Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan'ın aynı zamanda Türkiye Varlık Fonu Başkanvekili olduğunu hatırlatarak denetim mekanizmalarının bağımsızlığını sorguladı.

Basın toplantısında bir grafik gösteren Öztrak, soruşturmada adı geçen bazı kişileri siyasi, bürokratik ve finansal bağlantılarına göre gruplandırdıklarını belirterek, "Karşımızdaki tablo tam bir Külliye Yıldızlar Karması." dedi.

Öztrak, "3 Kasım 1996'daki Susurluk Kazası nasıl ki siyaset-bürokrasi-mafya üçgenini ifşa ettiyse, 16 Eylül 2026'da patlayan bu fon skandalı da siyaset-bürokrasi-vurguncu şeytan üçgenini ortaya çıkarmıştır." ifadelerini kullandı.

Fon soruşturmasını "Türkiye'nin Finansal Susurluk'u" olarak nitelendiren Öztrak, "Bunun büyümesini önleyemeyen, uyarılara rağmen seyirci kalan SPK ve Borsa İstanbul yönetimleri derhal görevden alınmalıdır." çağrısında bulundu.

Finansal piyasalarda güvenin sağlanabilmesi için sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyleyen Öztrak, "İç ve dış kamuoyunu ikna edecek radikal adımlar atılmazsa yarın çok daha büyük krizlerle karşılaşırız." dedi.

"OLAN BİTENDEN SORUMLUDUR"

Öztrak, geçmiş yıllarda kamuoyunda tartışılan 128 milyar dolar, SPK'ye yönelik rüşvet iddiaları, dezenfektan satışı ve eski bakanlara ilişkin yolsuzluk iddialarını hatırlatarak geçmişte hesap sorulmadığını savundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yürütme yetkileri nedeniyle yaşananlardan siyasi sorumluluğu bulunduğunu öne süren Öztrak, "Olan bitenden habersizse yönetme kabiliyetini yitirdiği için, haberi olup göz yumduysa görevini suistimal ettiği için, olan bitenden sorumludur." ifadelerini kullandı.

Öztrak, fon skandalında zarar gören küçük yatırımcıların paralarının sorumlulardan tahsil edilerek ödenmesini isterken Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümete istifa çağrısında bulundu.

ENFLASYON RAKAMLARINI DEĞERLENDİRDİ

Öztrak, konuşmasının ekonomi bölümünde açıklanan eylül ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. TÜİK verilerinin İTO ve ENAG rakamları ile piyasa beklentilerinin altında kaldığını söyleyen Öztrak, "Anlaşılan TÜİK, 12 aylık enflasyonu yüzde 30'un altına çekmek için ağır bir makyaj yapmış." görüşünü dile getirdi.

TÜİK'in resmi verileri üzerinden yaptığı hesaplamayı paylaşan Öztrak, yılın ilk dokuz ayında asgari ücretlinin cebinden 38 bin 769 lira, en düşük emekli aylığını alanların cebinden ise 29 bin 971 liranın enflasyon nedeniyle çıktığını savundu.

Açlık sınırının 38 bin liraya yaklaştığını belirten Öztrak, "Asgari ücretlinin parası ancak üç hafta dayanıyor. Asgari ücretli ayın bir haftasını aç geçirmek zorunda kalıyor. Milyonlarca emekli de neredeyse ayın yarısını aç geçiriyor." dedi.

"İLK DÜĞME DERHAL SEÇİMDİR"

Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğunu savunduğu krizlerden çıkış için yönetim anlayışının değişmesi gerektiğini belirten Öztrak, erken seçim çağrısını yineledi.

Öztrak, "Bu Zorbalar Rejimi devam edemez. Çünkü sorunun sebebi olanlar, çözümün adresi olamaz." ifadelerini kullandı.

CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak, konuşmasını "Ülkemizin içine sürüklendiği bu krizler yumağından çıkışın ilk adımı, gömleğin doğru iliklenecek ilk düğmesi derhal seçimdir." sözleriyle tamamladı.

Kaynak: Cumha

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…