İçeriğe geç
  • Dolar 49,1791 ▲ %0,08
  • Euro 55,4009 ▼ %0,02
  • Sterlin 65,3551 ▼ %0,02
  • Gram Altın 6.542,72 ▼ %0,76
  • Çeyrek Altın 10.850,27 ▲ %0,96
  • Gümüş 95,40 ▼ %0,92
  • Bitcoin 4.195.089 ▲ %0,66
  • BIST 100 12.270,18 ▲ %0,17

Politika

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu: "Mesele nafaka değil, kadının emeği ve varoluşudur"


CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Anayasa Mahkemesi'nin Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesindeki "süresiz olarak" ibaresini iptal etmesine ilişkin açıklama yaptı. Tartışmanın yalnızca nafakanın süresi üzerinden yürütülemeyeceğini belirten Bankoğlu, "Mesele nafaka değil; mesele kadının emeği, ekonomik bağımsızlığı ve eşit yurttaşlık hakkıdır." dedi.

"KADINLAR SİSTEMATİK KUŞATMA ALTINDA"

Bankoğlu, iktidarın kadınların kazanılmış haklarına yönelik politikalarını eleştirerek, kadının aile içindeki rolünü daraltan ve bakım yükünü kadınların üzerine bırakan yaklaşımın ekonomik bağımsızlığı da olumsuz etkilediğini savundu.

Bankoğlu, "Bu tartışmayı sadece 'nafaka kaç yıl ödenecek' seviyesine indirgemek büyük bir yanılgıdır. Mesele nafaka değildir. Mesele kadının hakkıdır. Mesele kadının yıllarca verdiği karşılıksız emeğin, bakım emeğinin, ev içindeki görünmeyen emeğinin, çocukları için harcadığı yılların ve boşanma sonrasında ayakta kalabilmesinin güvence altına alınıp alınmayacağıdır." ifadelerini kullandı.

Kamusal bakım hizmetlerinin yetersiz olduğunu ve çocuk, hasta ile yaşlı bakımının büyük ölçüde kadınların üzerine bırakıldığını öne süren Bankoğlu, bu durumun kadınların istihdamdan uzaklaşmasına yol açtığını belirtti.

Bankoğlu, iktidarın yaklaşımını eleştirerek, "İktidar diyor ki 'kadın evde kalsın, işe girmesin, ekonomik şiddetin her türlüsünü yaşasın, tüm ev içi emeği tek başına omuzlasın'. Peki ya sonra? Kadın, çoğu kez fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet gördüğü o evlilikten canını kurtarmak için boşanmaya kalktığında da 'sana nafaka dahi yok, beş parasız kal ya da o şiddete boyun eğip o evde otur' deniliyor." dedi.

Bankoğlu, 2025 verilerine göre kadınların istihdam oranının yüzde 32,1, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 66,4 olduğunu aktararak, kadınlarda resmi işsizlik oranının yüzde 11,3, erkeklerde yüzde 6,8 seviyesinde bulunduğunu kaydetti.

"KADINI EVE HAPSEDİP SONRA EKONOMİK GÜVENCESİNDEN VAZGEÇEMEZSİNİZ"

Kadınlara yönelik aile politikalarını da eleştiren Bankoğlu, "Kadına 'itaat et, dayan, aileyi koru' deyip kadının kendi hayatı üzerindeki söz hakkını, kimliğini ve ekonomik bağımsızlığını geri plana itmeyi aile politikaları diye topluma sunuyorlar. AKP'nin aile politikası eşitsizliğin kalıcılaşmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin 2021 yılında İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesine değinen Bankoğlu, ardından 6284 sayılı Kanun'un da tartışmaların odağına getirildiğini belirtti. Kadının kendi soyadını kullanması konusunda yaşanan hukuki tartışmaları da hatırlatan Bankoğlu, "Kadının soyadına, kıyafetine, kaç çocuk doğuracağına karışan bu tahakküm anlayışı, şimdi de güya yargı kararları üzerinden yargı paketleriyle gözünü Medeni Kanun'un özüne ve yoksulluk nafakasına dikmiştir." ifadelerini kullandı.

"NAFAKA YÜZÜNDEN AİLE KURULAMIYORMUŞ"

Gençlerin evlilikten uzaklaşmasının nedeninin nafaka olmadığını savunan Bankoğlu, ekonomik koşullara işaret etti.

Bankoğlu, "İnsanlar sizin uydurduğunuz gibi nafaka yüzünden değil, ülkeyi sürüklediğiniz ekonomik yıkım yüzünden evlenemiyor. Gençlerin neden evlenemediğini gerçekten merak ediyorsanız, gidin mutfaktaki yangına bakın. Kira fiyatlarına bakın. Konut fiyatlarına bakın. Gençlerin gelirlerine bakın. İşsizliğe, geçim sıkıntısına, eğitim masraflarına bakın. İnsanların geleceğe ilişkin kaygılarına bakın." dedi.

Mevcut sistemde nafakanın her durumda otomatik olarak ömür boyu ödenen bir ödeme olmadığını belirten Bankoğlu, koşulların değişmesi halinde nafakanın azaltılabileceğini veya kaldırılabileceğini, bazı durumlarda kendiliğinden ya da mahkeme kararıyla sona erebildiğini ifade etti.

Nafaka hakkının cinsiyete bağlı olmadığını da vurgulayan Bankoğlu, "Nafaka hakkı cinsiyetsizdir, ilgili duruma göre erkekler de bu haktan yararlanabilir. Dolayısıyla kadınların yıllarca verdikleri emeği, boşanma sonrasında düştükleri ekonomik güçlüğü ve yoksulluk riskini görmeden yalnızca erkeklerin üç kuruşluk ödeme yükü üzerinden bir siyaset kurmak, toplumsal sorunun tamamını görmezden gelmektir." diye konuştu.

"AİLEM GÜVENDE DENİLDİ, KİMİN GÜVENDE OLDUĞUNU HEPİMİZ GÖRDÜK"

Sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engelleri ile bazı operasyonları da değerlendiren Bankoğlu, kamu makamlarının açıklamalarına göre son iki ayda 2 binden fazla sosyal medya hesabı hakkında erişim engelleme tedbiri uygulandığını aktardı.

LGBTİ+ üyeleri ve derneklerine yönelik polis operasyonları gerçekleştirildiğini, gazeteciler ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarından insan hakları savunucularının gözaltına alındığını belirten Bankoğlu, uygulamaların toplumsal muhalefeti sınırlandırmaya yönelik olduğunu savundu.

Bankoğlu, "Kadınların birbirine ses olduğu, şiddet faillerini teşhir ettiği, hak gasplarına karşı anında örgütlendiği dijital mecraları sansürleyerek bu haklı öfkeyi susturabileceklerini sanıyorlar. En trajikomik olanı ise bu operasyonlara 'Ailem Güvende' ismi verilmesidir." ifadelerini kullandı.

Ekonomik sorunların sorumluluğunun nafaka tartışmaları üzerinden kadınlara yüklenemeyeceğini belirten Bankoğlu, "Ekonomiyi batıranlar, gençlerin geleceğini çalanlar, kendi beceriksizliklerinin suçunu boşanan kadınların üç kuruşluk nafakasına atarak sorumluluktan kaçamazlar." dedi.

"YARGI PAKETİ'NDE YENİ BİR GERİLEMEYE İZİN VERMEYECEĞİZ"

Anayasa Mahkemesi kararının yürürlük tarihinin 30 Haziran 2027 olduğunu belirten Bankoğlu, kamuoyuna yansıyan tartışmaların yargı paketleri üzerinden nafakanın süreye bağlanmasına yönelik yeni bir düzenleme ihtimalini gündeme getirdiğini ifade etti.

Bankoğlu, olası düzenlemeye ilişkin, "Kadının ekonomik güvencesini zayıflatacak, şiddet ve yoksulluk karşısındaki kırılganlığını artıracak bir düzenleme Meclis'te karşısında güçlü bir muhalefet bulacaktır. Kadınların haklarından tasarruf ederek aile kurtarılmaz." açıklamasını yaptı.

Kadınların aile politikalarının nesnesi olarak görülemeyeceğini vurgulayan Bankoğlu, "Kadınların kendi hayatları hakkında karar verme hakkı vardır. Kendi soyadları üzerinde söz söyleme hakkı vardır. Çalışma hakkı vardır. Emeğinin karşılığını talep etme hakkı vardır. Şiddetten uzak yaşama hakkı vardır. Boşandığında yoksulluğa terk edilmeme hakkı vardır." dedi.

Bankoğlu, kadınların kazanılmış haklarını etkileyebilecek düzenlemelere karşı TBMM'de mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek, "Kadın cinayetlerinin ne yazık ki olağanlaştığı, katillerin bir bir salıverildiği bu yargı paketleriyle kadınların kazanılmış haklarına dokunulmasına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Kaynak: Cumha

Sıradaki haber yükleniyor…