Tahir Yüksel'le Karanlıktaki Işık, Yılmaz Güney'in izinde bir ömür: II. Bölüm - Yılmaz Güney'in emaneti
Yıpranmış fotoğraflardan kayıp filmlere, 640 sayfalık kitaptan Güllü Anne'nin hatıralarına: Tahir Yüksel'in arşivi, bir sanatçının değil, bir ülkenin sinema hafızasının peşinde.
Geçen hafta yayımlanan "I. Bölüm - Bir tutkunun başlangıcı"ndan devam
Tahir, Simav'ın Kiçir köyünde orman işlerinin çok yoğun olduğunu anlatıyor, "Her köylünün en az bir kamyonu vardı. Her hanede, çevre köylerden çalışmaya gelmiş üç-dört kişi olurdu. Köyümüzün nüfusu yaz aylarında neredeyse iki katına çıkıyordu. Bu insanlara Yılmaz abimi tanıtmak istiyordum. Bahçemizde gösteri düzenlemeye karar verdim. Babam bana yine çok kızıyor, ancak çok çalıştığım için beni kırmak da istemiyor. Yine de memnuniyetsizliği yüzünden okunuyor. Gündüzleri ormanda çalışıyoruz, akşam iş dönüşü makineyi kuruyorum. Evimizin yan tarafında hayat dediğimiz üç tarafı kapalı yerimiz var. Gösterileri burada yapıyorum. Bu 'hayat'ta yaptığım gösteriler bana da hayat veriyor."
YOK OLMAKTAN KURTARILMAYA ÇALIŞILAN BİR MİRAS
Tahir, 1980 Temmuz'unda İmralı Cezaevinde olan Yılmaz abisiyle görüşmek için İstanbul'a gider. İmralı'dan izinli çıkan Yılmaz Güney'le Kadıköy, Moda'daki bu görüşmeden önce Nihat Behram, Yılmaz Güney'e "Bu çocuk bir yıl çalışıyor, bütün parasını afişe, fotoğrafa yatırıyor." der. Görüşmede Yılmaz Güney, Tahir'e elinde neler olduğunu sorar. "Ben de neler olduğunu anlattım. Yılmaz abi de 'Şimdi buradan çıkıyorsun, Güney Film'e gidiyorsun, orada ne bulursan alıp götürüyorsun. Ben ileride onları senden alıp fotoğraflarını çekip sana geri veririm. Adada bazı broşürler var, onları da sana göndereceğim," dedi."
Tahir çıkınca rotayı Güney Film'e çevirir. "Güney Film'de hummalı bir çalışma vardı. Nihat Behram önüme üç dört kutu 'Arkadaş' filmine ait slaytları koydu. 'İçimizde onu en iyi sen tanıyorsun. Güzel olanları seç, yurt dışına göndereceğiz,' dedi. Ben de slaytlara lamba ışığında bakarak, güzel olanları ayırıp bir kutuya koydum. Slaytlar arasından yaklaşık 25 tanesini de kendime aldım. Yönetmen Canan Gerede de fotoğraflara bakıyordu. Yılmaz abimin İmralı'da yemek yaparken çekilmiş bir fotoğrafı vardı. Canan abladan onu istedim. Biraz düşündü, sonra verdi. Filmlerin ve fotoğrafların İngiltere'deki bir adrese gönderileceği konuşuluyordu. Fotoğrafların benden daha iyi saklanacağı bir yere gidecek olması, benim geri durmama neden oldu. O yıllarda saklamanın haricinde başka bir becerim yoktu. Geçtiğimiz yıllarda Canan Gerede'nin kendisiyle yapılan bir söyleşide, Güney Film'den aldığı belge ve fotoğrafları korktuğu için banyoda yaktığını söylemesi, içimi yaktı." Tahir, o gün suskun kalmanın en büyük pişmanlıklarından biri olduğunu söylüyor.
Güney Film'de ne bulursa alıp götüremez Tahir, ama biriktirdiği her şeye her gün bakıp tasnif etmeyi sürdürür. 1980 Darbesi sürecinde Güney'in filmleri toplatılmış, büyük ihtimalle Selimiye'deki kalorifer kazanlarında yakılmıştır. Tahir, "İşte o zaman kitap yapıp insanlarla elimdekileri buluşturma fikri oluşmaya başladı," diyor, "Yılmaz Güney hakkında yapılan kitaplarda yeterince fotoğraf yoktu. Filmler yoksa, en azından afişi, fotoğrafı olmalıydı."
Tahir, bulduğu fotoğrafların çoğunun çok yıpranmış olduğunu söylüyor, "Bazı fotoğraflar sinema panolarında yağmurda ıslanmıştı, fotoğraflarda raptiye ve zımba delikleri vardı. 1983'te İzmir bitpazarından bir fotoğraf kurutucu almıştım. Bulduğum bütün fotoğrafları yıkayıp kurutucuda kuruttum. Afiş, lobi ve fotoğrafları tarayarak bilgisayara aktardım. Fotoğrafların yırtıklarını ve kusurlarını Photoshop ortamında onardım." Bu onarım Tahir'in 10 yılını alır.
BİR ARŞİVDEN FAZLASI
Tahir'in 1984'ten sonra hazırlamaya başladığı ve 640 sayfaya ulaşan "Karanlıktaki Işık, Yılmaz Güney" kitabı, aslında Güney'in ona bıraktığı vasiyetin bir sonucu gibi görünüyor. Tahir'le tanışmamın üzerinden 24 saat geçmişti ki imzalı kitabı elime ulaşmıştı. Kitaplığımın en ağır kitabı olarak başköşede yerini aldı.

Tahir, bir sinemacının gerçek mirasının yalnızca filmleri değil, onun etrafında oluşan bütün bir hafıza olduğunu bize hatırlatıyor. Bugün, elindeki arşive baktığında, "Bunu zamanında toplamasaydım artık hiçbir yerde olmayacaktı" dediği bir parça olup olmadığını soruyorum Tahir'e. "Hiçbir yerde izine rastlanamayan filmlerden sekizi benim arşivimdeki filmlerden çıktı," diyor, "Yılmaz Atadeniz'in yönettiği bir filmi, İrfan Atasoy'un firmasına ait bazı filmleri ben kendilerine gönderip, telesine sonrası iade aldım. Afişlerden çok sayıda var. Fotoğraflardan yüzlerce var diyebilirim."
Yani Tahir, aslında Yılmaz Güney'in filmlerini, afişlerini, fotoğraflarını, senaryolarını, belgelerini, gazete kupürlerini toplarken, kendi çocukluğunu da koruyordu. Büyük özveriyle derlenmiş bu arşivdeki her bir parça, Tahir'de farklı çağrışımlar yapıyor: "Film şirketlerinde beni samimiyetle karşılayan ağabeylerimi, azarlayıp kovalayanları, yirmi defa kapısına gittiğim, sonunda direncini kırdığım Dadaş Film'in sahibini gülümseyerek anıyorum. Bana çok yardımcı olan Dar Film çalışanı Pehlivan ağabeyimi hiç unutmuyorum. Her film, afiş, lobi, fotoğraf beni çocukluğuma, gençliğime, filmi ilk izlediğim anlara, afiş ve fotoğrafları bulduğum günlere götürüyor."
Tahir'in arşivinde yer alan en ilginç parçalardan biri, Yılmaz Güney'in Duvar filminde giydiği gömlektir. Ankara'da Ulucanlar Cezaevi'nden Yılmaz Güney'in arkadaşı ressam İsmail Yıldırım, Özdemir Asaf şiirlerini süslediği baskı resimleri, "İsmail Yıldırım Özdemir Asaf Karşılaşması" ismiyle, İstanbul'da Kuytu Artline'da 26 Ekim-21 Kasım 2019 tarihleri arasında izleyicilere sunar. Açılışta sergiye gelen Tahir'e İsmail, o gömleği hediye eder.
9 EYLÜL 1984 VE GÜLLÜ ANNE
Yılmaz Güney'in Güllü Anne'sini, kardeşi Leyla Demirezen'i ve çocukları, köydeki evinde konuk eder Tahir. Salona 16 mm sinema makinesini kurup Yılmaz Güney'in filmlerini seyrederler. Tahir, birine film izlettirirken göz ucuyla izleyiciyi de hep takip ettiğini söylüyor. "Filmde Yılmaz ağabeyimin düşmanları karşısında pes etmeyen, direnen görüntüleri perdede göründüğünde Güllü Anne başını iki yana sallardı. Filmden sonra bana sarılır öperdi. Anılarını anlatırdı. Kimselere bakmaya vermediği Yılmaz ağabeyimin fotoğraflarından oluşturduğu albümünü bana verdi. Film gösterilerim, Güllü Anne ile aramızdaki bağı güçlendirmişti; 'Seni gördüğümde Yılmaz'ı görmüş gibi oluyorum,' derdi."
9 Eylül 1984'te, Tahir, Yılmaz Güney'i kaybettiğimiz haberini İzmir'de alır: "İzmir'de Leyla Abla'nın evindeydim. Güllü Anne Adana'daydı. 9 Eylül sabahı Leyla Ablam Paris'ten aradı. Yılmaz abimi kaybettiğimizin haberini verdi. Ağlıyordu: 'Tahir, annem sana emanet, durumu öğrenmesin,' dedi. Hemen Adana'ya telefon edildi, Güllü Anne'yi acele İzmir'e getirmeleri söylendi. Güllü Anne geldiğinde eve gelen giden olacağından, durumu öğrenmesinden korkuyorduk. Ben 'Simav'a götürelim,' dedim. 'Bunca yoldan sonra onu Simav'a gitmeye kimse ikna edemez,' denildi. Onu ikna etmenin zorluğunu biliyordum. Güllü Anne'yi arabadan inerken karşıladım. 'Neredesin sen? Üç gündür seni bekliyorum. Simav'a gideceğiz,' dedim. Biraz duraksadı, düşündü, boynunu büktü. Parmağıyla göstererek, 'Bana bir gün izin ver, dinleneyim; yarın gidelim,' dedi.
"Ertesi gün Simav'ın Kiçir Köyü'ndeki evimize gittik. Biz eşyaları indirirken o eve çıktı. Salona girdiğimizde onu, duvarda asılı Yılmaz ağabeyimin posteriyle konuşurken bulduk. Güllü Anne ellerini göğsünde kavuşturarak oğluyla dertleşiyordu. Bu bizim hüznümüzü kat kat artırdı. Ortalık sakinleşinceye kadar köyde kaldık."
"ONU İYİ KORU"
Her şey, sekiz yaşındayken seyrettiği Kanlı Buğday filmindeki o delikanlının samimi, kararlı tavrı ve hüzünlü gülüşüyle başlamıştı. Tahir, kendisini çok etkileyen bu kahramanın Yılmaz Güney olduğunu yıllar sonra Agâh Özgüç'ün "Neden Yılmaz Güney" kitabından öğrenecekti.
"Bugün sekiz yaşındaki Tahir, elinde bir Yılmaz Güney afişiyle karşısına çıksa ne söylerdin ona?" diye soruyorum Tahir'e. "Onu iyi koru," derdim diyor, "Türkiye'deki, hatta dünyadaki birçok insanın hayatını değiştiren bir sanatçının bize bıraktığı miras. Onu iyi koru!"
Tahir Yüksel'i izlemek için https://www.facebook.com/tahir.yuksel25, https://www.instagram.com/tahir.yuksel25/ ve https://x.com/yukselty
Kaynak: Birgun