Batlamyus'un mirası: 2000 yıllık astroloji yanılgısı
Astrolojinin Babil'den gelen kökenini ve fiziksel olarak neden anlamsız olduğunu daha önce yazmıştım. Ancak o yazının ardından gelen mesajların çoğu aşağı yukarı aynıydı: "Hocam iyi de tutuyor ama!" Bu yazıda işte tam olarak bu itiraza, yani "tutuyor" iddiasına iki farklı pencereden bakacağız.
Birincisi, bugünkü astrolojinin asıl mimarı olan Batlamyus'un miras bıraktığı temelsiz kabuller. İkincisi ise bu iddiaları sınamanın bildiğimiz tek dürüst yolu: İstatistik.
Klaudios Ptolemaios, namıdiğer Batlamyus, MS 2. yüzyılda İskenderiye'de yaşadı. Adını bilim tarihine Almagest ile yazdırdı. Arapçada "en büyük" anlamına gelen bu eser, dünya merkezli evren modelini yaklaşık 1400 yıl boyunca sarsılmaz bir bilimsel dogma haline getirdi.
Fakat Batlamyus'un bir de ikinci kitabı vardı: Tetrabiblos, yani "Dört Kitap". Bugün gazetelerde okuduğunuz günlük burç yorumlarından, astrologların çıkardığı karmaşık doğum haritalarına kadar batı astrolojisinin tüm iskeleti işte bu kitaba dayanır. İlginç olan şudur ki, Batlamyus astrolojiyi körü körüne bir inanç olarak savunmamıştır. Kitabının başında iki tür öngörüyü birbirinden dikkatle ayırır. Birincisi gök cisimlerinin konumlarını hesaplamaktır; bu kesin ve matematiksel bir iştir. İkincisi ise bu konumların yeryüzündeki insanlara etkisini öngörmektir ki, Batlamyus bunun çok daha belirsiz olduğunu açıkça kabul eder. Gerekçesi o çağın bilgi düzeyi için hiç de mantıksız değildir: Güneş mevsimleri değiştiriyor, Ay ise gel-gitleri yönetiyorsa, diğer gök cisimlerinin de insan üzerinde mutlaka bir etkisi olmalıdır. Bu, dönemi için zekice bir benzetme ve güçlü bir sezgiydi. Ancak hiç sınanmamış bir sezgi.
Batlamyus gezegenlere karakter biçerken Aristoteles'in dört temel niteliğini kullandı: Sıcak, soğuk, nemli ve kuru. Satürn Güneş'ten uzak olduğu için soğuk ve kuru kabul edildi. Mars, ateşli kızıl rengi ve Güneş'e yakınlığı yüzünden kurutucu ve yakıcıydı. Venüs ise ılık ve nemliydi. Yani bugün birine "Haritanda Mars etkisi var, o yüzden çok sinirlisin" denmesinin arkasında, aslında iki bin yıl önce bir gezegenin renginden ve Güneş'e uzaklığından çıkarılmış ilkel bir sıcaklık-nem tahmini yatar. Yüzyıllar sonra Satürn'ün bir gaz devi olduğunu, Mars'ın o meşhur kızıl rengini yüzeyindeki demir oksitten (bildiğimiz pastan) aldığını öğrendik. Batlamyus'un fiziği bilimsel devrimlerle tamamen çöktü ama nedense gezegenlerin "karakterleri" onun iki bin yıl önce bıraktığı yerde, aynı safsatalarla kaldı. İşin bir de takvim boyutu var. Batlamyus burçların başlangıcını ilkbahar ekinoksuna sabitlemişti. Oysa Dünya'nın dönüş ekseni tıpkı yavaşlayan bir topaç gibi yalpalar (presesyon) ve bu hareket yaklaşık 26 bin yılda bir tamamlanır. İşin garibi, bu yalpalamayı Batlamyus'tan çok daha önce Hipparkos keşfetmişti ve Batlamyus da bunu biliyordu. Aradan geçen 1900 yılda gökyüzü yavaş yavaş değişti ve tam bir burç kaydı. Bugün "Ben Koç burcuyum" diyen birinin doğduğu gün, Güneş büyük olasılıkla Balık takımyıldızının önündeydi. Üstelik Güneş her yıl yaklaşık 19 gün boyunca on üçüncü bir takımyıldızın, yani Yılancı'nın (Ophiuchus) önünden geçer. Ancak on iki sayısı Babil'den beri mitolojik bir kutsallık taşıdığı için Yılancı takımyıldızını kimse haritaya dâhil etmez.
***
Gelelim "ama tutuyor" itirazına. Bir iddianın veya öngörünün doğru olup olmadığını bize tekil hikâyeler ve hisler değil, büyük sayılar söyler. Çok basit bir hesapla başlayalım: Dünya'da 8 milyar insan, gökyüzünde ise 12 burç var. Sabah okuduğunuz "Bugün beklenmedik bir yerden para kazanabilirsiniz" cümlesi, o an sizinle birlikte yaklaşık 670 milyon kişiye söylenmiş oluyor. Bu devasa kalabalığın içinde o gün tesadüfen para kazanan binlerce kişi mutlaka çıkar ve coşkuyla "Tuttu!" der. O gün para kazanmayan yüz milyonlarca kişi ise o cümleyi günün sonunda çoktan unutmuştur bile. Psikolojide buna "seçici hatırlama" denir.
Astrolojiyi istatistiksel olarak en ciddi biçimde sınayan çalışmalardan biri Geoffrey Dean ve Ivan Kelly'nin ünlü "zaman ikizleri" araştırmasıdır. İngiltere'de Mart 1958'in ilk haftasında, çoğu birbirinden sadece birkaç dakika arayla doğmuş 2 binden fazla insan on yıllar boyunca titizlikle izlendi. Astrolojinin temel varsayımına göre, bu insanların doğum haritaları ve gezegen konumları neredeyse birebir aynıdır; dolayısıyla kişilikleri, meslek seçimleri ve evlilik başarıları birbirine son derece benzemelidir. Araştırmacılar yüzden fazla değişkeni inceledi ve sonuç sıfırdı. Hiçbir istatistiksel benzerlik bulunamadı. Aynı dakikada doğmak, aynı kaderi paylaşmak anlamına gelmiyordu. Benzer bir hezimet burç uyumu testlerinde de yaşandı. 1971'de psikolog Bernard Silverman, Michigan'da yaklaşık 3 bin evlilik ve 500 boşanma kaydını inceledi. Astrologların "birbiriyle çok uyumlu" dediği burçlara sahip çiftler ne daha çok evlenmiş ne de daha az boşanmıştı. İşin boyutunu İngiliz sosyolog David Voas daha da büyüttü. Voas, 2001 nüfus sayımından tam on milyon evli çiftin doğum tarihlerini veri madenciliğiyle inceledi. Sonuç yine değişmedi: Burçların eş seçimine veya evlilik uyumuna zerre kadar etkisi yoktu.
***
Bir de geleceğe bakalım. Diyelim ki yüz yıl sonra Mars'ta bir çocuk doğdu. Astrolog onun doğum haritasını nasıl çıkaracak? Mars merkezli bir model mi kuracak? Duygularımızı Ay'ın yönettiği söyleniyordu, oysa Mars'ın gökyüzünde Ay yok, yalnızca Phobos ve Deimos adında iki küçük uydu var. Çocuğun duygularından hangisi sorumlu olacak? Dünya bu haritada neyi temsil edecek? Mars'tan bakınca Dünya da belli aralıklarla geri gidiyormuş gibi görünür. Peki "Dünya gerilemesi" Mars'taki insanların ilişkilerini mi bozacak? Asıl mesele ise burç. Mars'ta bir yıl 687 Dünya günü sürer, yani Güneş her burçta yaklaşık iki ay kalır. Çocuğun burcu Dünya takvimine göre mi belirlenecek, yoksa Mars'ın gökyüzünde Güneş'in önünde durduğu takımyıldıza göre mi? Üstelik Mars'ın ekseni başka bir yöne bakar, oradaki ilkbahar ekinoksu Dünya'dakiyle aynı değildir. Batlamyus'un sistemi Dünya'dan bakan bir göz için kurulmuştu. Göz yer değiştirince sistem bütünüyle dağılıyor. Oysa doğa yasası dediğimiz şey tam olarak budur: Nereden baktığınıza göre değişmez. Batlamyus'un iyi niyetli gezegen hesapları bile yüzyıllar sonra teleskoplarla, daha iyi verilerle, daha parlak zihinlerle düzeltildi ve bu, bilimin en büyük zaferiydi. Astroloji ise iki bin yıldır tek bir satırını, tek bir temel kabulünü bile düzeltmedi. Bir düşünce sisteminin bilim olup olmadığını anlamanın dünyadaki en basit yolu şudur: Yanıldığını kabul edip kendini güncelleyebiliyor mu?
Kaynak: Birgun